Patronlar: Güvenlik endişelerini bırakıp, özgürlükleri genişletelim

Mühim Ekonomi haberleri konusunda Patronlar: Güvenlik endişelerini bırakıp, özgürlükleri genişletelim başlıklı yazımızı aşağıda bulabilirsiniz.

Paranın patronları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın reform paketine Müspet mesajlar verdi. ABD ve AB ittifakına vurgu yapan TÜSİAD yöneticileri, “güvenlik endişelerini geride bırakıp özgürlükleri genişletelim” talebinde bulundu.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Simone Kaslowski ile TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, hükümetin hazırlık yaptığı “reform paketi”ne yönelik açıklamalarda bulundu.

TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan “Nihayet günlerin üçüncü Mühim başlığı ise hukuk ve demokrasi reformu. Güvenlik endişelerini geride bırakıp, nihayet özgürlükleri genişletme noktasına gelmiş olduğumuza inanıyoruz” dedi.

Özilhan, konuşmasında, medya ve Düşünce özgürlüğünün önemine vurgu yaptı. Bütün ekonomik birimlerin sağlıklı analiz ve uzun vadeli tahmin ve planlama yapabilmesi için doğru ve dünyayla kıyaslanabilir bilgiye ve bu bilginin şeffaf biçimde paylaşılmasına ihtiyaç olduğunu anlatan Özilhan’ın konuşmasında “Ekonomiyle ilgili Bütün kurumların kanunla tanımlanmış görevlerini, kanunların çizdiği özerklik çerçevesinde yerine getirmesi en büyük beklentimiz” dedi.

Kaslowski, korona salgını döneminde küresel çapta gelir dağılımı uçurumunun derinleştiğini, eşitsizlik ve yoksullukta patlama yaşandığını söyledi. Artık neo-liberal anlayışın bırakılarak, farklı bir küreselleşme modelinin gerektiği tartışmalarının öne çıktığını vurgulayan Kaslowski, yerli sanayinin öneminin daha Çok vurgulanır olduğunu anlattı. TÜSİAD Başkanı ayrıca hukuk ve yargı reformunun önemine dikkat çekti.

Kaslowski, toplantının açılışında yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“Pandemi tecrübesi, iklim değişikliği sorununun küresel ölçekte yaratacağı etkinin boyutunu, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirginleştirdi.

EKONOMİLER HAZIRLIKSIZ YAKALANDI

Ekonomiler, bu dramatik değişikliklere ve pandemi krizinin şoklarına hazırlıksız yakalandı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de iktisat biliminin gereklerinden sapma gösteren politikalar, sorunların derinleşmesine yol açtı. Büyümeyi gözeten bir yaklaşım benimsenirken, bunun yönetiminde sorunlar yaşandı. 

DÖVİZ REZERVLERİ ERİDİ

Büyüme tercihi bir ölçüde gerekli sayılabilir. Ancak bu politikanın izlenmesinde çıkan sorunlara uygun tepki verilmemesi sonucu, tıkanıklıklar yaşandı. Doğru zamanda Araç ve güzergâh düzeltmesine gidilmemesi piyasalarda dengesizliklere, döviz rezervlerimizin erimesine yol açtı.

Dünyada artan şirket ve devlet borçluluğu, yeni şartlara Ahenk açısından hepimizi zorluyor. Devletlerin piyasa mekanizmalarını tahrip etmeden neler yapması gerektiği hususu ile yeni bir parasal genişleme döneminin arifesinde olup olmadığımız tartışılıyor.

YALINLIK, ŞEFFAFLIK…

Bu aşamada, yeni Ekonomi yönetimiyle yeni bir başlangıç yapma olanağı doğdu. Nitekim ilk alınan tedbirler piyasalarda hemen bir rahatlamaya yol açtı. Yaşadığımız onca deneyimden sonra, Ekonomi yönetiminde neye ihtiyacımız olduğunu şaşmaz bir kesinlikle biliyoruz: Yalınlık, şeffaflık, öngörülebilirlik, kurumsallık, hesap verilebilirlik, karar vericilerle ekonominin aktörleri arasında yapıcı ve süreklilik arz eden bir iletişim.

REFORM BEKLENTİSİ

Yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz bir ders daha var: Ekonomi politikaları, piyasaların işleyişi, Kapital akışlarının yönü elbette rasyonel yaklaşımlara, iyi yönetime, konusuna hâkim teknokrat ve bürokratlara gereksinim duyuyor. Ancak bunlara ilaveten hukukun üstünlüğü, hızlı ve adil şekilde çalışan güvenilir bir yargı sistemi olmadan, bu özellikler kalıcı ve sürdürülebilir büyümenin önünü açmaya, yatırım sermayesinin ülkeye akmasını tek başlarına sağlamaya yetmiyor. Bu nedenle, reform hedefleri ilan edildiğinde, hukuk ve yargı reformunun da bu gündemin içinde olduğunu duymak memnuniyet verici oldu. Bu reformlar, toplumu her açıdan etkileyen Genel bir hukuk felsefesi ve yargı anlayışı çerçevesinde ele alınmalı, toplumsal katkı alacak şekilde formüle edilmelidir.

BIDEN MESAJI

ABD’de Reis seçilen Biden’in ilk bakan tercihleri, ekonomide istihdam ve eşitsizlik meselelerini ciddiye alan, dış politikada ise ABD’nin asıl gücünü oluşturan ittifak ilişkilerini onarmaya azmetmiş bir ekibin göreve başladığını düşündürüyor. Bu ekibin ittifak ilişkilerini onarırken gerek demokratik tutumu önceleyerek önceki yönetimden farklılaşmak, gerekse de ABD’nin stratejik rakibi olarak belirlenen Çin ile arasındaki siyasi ve ideolojik ayrımı vurgulamak amacıyla insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir tutum benimsemesi bekleniyor. 

SAFLAR NETLEŞECEK

Avrupa Birliği ve ABD’nin yeni yönetimi, yeşil Ekonomi programları uygulama iradesine sahiptir. Bu tercihin ticaret ve üretime etkisi derin olacaktır. Devletin de biz şirketler kadar bu gerçek karşısında gerekli adımları atması gerekecektir. unu gerçekleştirebilmek üzere biz Hususi sektör olarak tedbirlerimizi alırız, gerekeni de yapmaya çalışırız. Ancak öncelikle safların daha da keskinleşeceği bir ortamda Türkiye’nin gerek stratejik gerekse ekonomik aidiyetlerini bir kez daha çıkarları doğrultusunda gözden geçirmesi de kaçınılmazdır.

AB’YLE İLİŞKİLER KRİTİK

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizdeki kriz herkesin malumu. Karşılıklı suçlamalarla bir yere varılmayacağını iki tarafın da anlaması gerektiğini düşünüyoruz. Taraflar arasındaki Güven eksikliği, sinir uçlarının Çok açık olması, çıkarlara odaklanmış bir diyaloğun başlamasını engelliyor. İleriye yönelik olarak ilişkilerin farklı bir raya oturtulması gerekiyor. Her iki tarafın çıkarına hizmet edecek yeni bir dönemin başlayabilmesi, her şeyden Evvel taraflar arasındaki güvenin tesis edilebilmesine bağlı. Karşılıklı olarak Güven artırıcı jestlere, söylemlere ve somut bazı adımlara ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

DAHA ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR Diyar

Yeni yıla Güç koşullarda gireceğimize Kuşku yok. Daha Evvel pek Çok kriz yaşamış, bunları yönetmiş ve atlatmış bir ülkeyiz. Esas hak ve hürriyetler konusunda daha az güvenlikçi, daha Çok özgürlükçü bir çizgiye geldiğimiz taktirde, ülkemizin enerjisini verimli ve yapıcı bir yöne sevk edebileceğinden eminim. 

1997 RAPORU

Geçtiğimiz cumartesi günü vefatının 18. Yıldönümünde anılan Prof. Dr. Bülent Tanör, 1997 yılında, biraz Evvel Yüksek İstişare Konseyi Başkanımız Sayın Tuncay Özilhan’ın bahsettiği gibi, TÜSİAD için “demokratikleşme perspektifleri” raporunu hazırladığında da Türkiye ağır bir krizden geçiyordu. Bu rapor nedeniyle kendisi Görev yaptığı İstanbul Üniversitesinde baskılara maruz kaldı. Ama o rapor 2000’li yıllarda AB mevzuatına Ahenk çalışmalarında ve Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin gündeme gelmesi çalışmalarında faydalanılan Çok kıymetli bir rehber oldu.

KURUMLARIN ÖZERKLİĞİ

TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan ise konuşmasında özetle şunları söyledi: 

“Aşı geliştirme çabaları hakkında gelen Müspet haberler, pandemiyi nihayet yenebileceğimiz umudunu doğuruyor. Bir soluklanma fırsatı yakalıyoruz ve bunu, yüksek enflasyon, yüksek faiz, Türk Lirasının Kıymet kaybı, ithalata bağımlılık, ihracatta rekabet gücünün düşüklüğü, borçlanma sarmalı, istihdam yaratamama gibi kronik sorunların çözümü için iyi kullanmamız gerekiyor. Çünkü ekonomide bir süredir sorunların üst üste yığılıp biriktiği bir dönemden geçtik. Sorunları ileriye ötelemek yerine kökten çözmek için ihtiyaç duyduğumuz en öncelikli Öğe, kurumlara duyulan güvenin pekişmesi. Ekonomiyle ilgili Bütün kurumların kanunla tanımlanmış görevlerini, kanunların çizdiği özerklik çerçevesinde yerine getirmesi en büyük beklentimiz. Bu noktada, Bütün denetleyici ve düzenleyici kurumlara büyük Mesuliyet düşüyor. Güvenin pekişmesini sağlayacak olan ise şeffaflık ve hesap verebilirlik. Bütün ekonomik birimlerin sağlıklı analiz ve uzun vadeli tahmin ve planlama yapabilmesi için doğru ve dünyayla kıyaslanabilir bilgiye ve bu bilginin şeffaf biçimde paylaşılmasına ihtiyaç var. 

Düşünce ÖZGÜRLÜĞÜ

Konu reformlar olunca, atılacak adımların sosyal, siyasi ve ekonomik sonuçlarını öngörebilmek, Cemiyet içinde istişare mekanizmalarının sağlıklı biçimde çalışmasına bağlıdır. Düşüncenin ve eleştirinin özgürce dile getirilebildiği bir Münakaşa ortamı, çoğulcu ve Hür bir medya, birbirini dinleyen bir Cemiyet, topluma kulak veren bir Politika anlayışı, yetkin ve çözüm odaklı bir bürokrasi, Diyar yönetiminde hata yapma ihtimalini düşürür.

PANDEMİ SONRASI…

Pandemi, Ekonomi ve Cemiyet üzerinde büyük değişiklikler yarattı. Pandemi sonrasında da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Diyar olarak Kıymet zincirlerinde meydana Ati değişimlerden Müspet etkilenme olasılığımız yüksek. Çünkü coğrafya açısından Çok şanslıyız. Çünkü geçmişten gelen gelişkin bir üretim yapımız, yetişmiş, kalifiye işgücümüz ve iyi bir altyapımız var. Eğer teknolojiye ve insana yatırım yapar, ekonomik istikrarı sağlar, iş ve yatırım ortamında uzun süredir beklenen hukuki reformları bir an Evvel tamamlarsak önümüze açılan bu fırsattan yararlanabiliriz.

ENFLASYON DÜŞERSE FAİZ DE DÜŞER

Eğer geleceğe ilişkin belirsizlikler azalırsa, enflasyon beklentileri düşerse, siyasi ve ekonomik riskler hafiflerse, faiz oranları da düşme eğilimine girer. Faiz oranlarını kalıcı olarak düşürmek istiyorsak enflasyonu düşürmemiz, ekonomik reformları yapmamız, siyasi ve jeopolitik riskleri hafifletmemiz ve öngörülebilirliği sağlayacak olan hukuk reformlarını tamamlamamız gerekiyor. Ters takdirde, faizler asansör gibi bir iner bir çıkar. 

BATI MİHENK TAŞI

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik perspektifi, geçmişte olduğu gibi söz konusu gün de hukuk, Ekonomi ve demokrasi başlıklarında ihtiyacımız olan reformlar için kuvvetli bir referans ve bir çıpa işlevi görecektir. Batı söz konusu gün hala, demokratik standartların gelişkinliğinde, kurumlar ve kuralların sistematik işleyişinde mihenk taşı. 

ÖZGÜRLÜKLER GENİŞLEMELİ

Nihayet günlerin üçüncü Mühim başlığı ise hukuk ve demokrasi reformu. Güvenlik endişelerini geride bırakıp, nihayet özgürlükleri genişletme noktasına gelmiş olduğumuza inanıyoruz. Yargı Reformu Strateji Belgesi geçen Sene hazırlanmış ve ardından 3 yargı paketi kanunlaşmıştı. Ancak hukuk reformu alanında daha almamız gereken Çok Ara var. Esas hak ve özgürlüklerin, hukuk devletinin, yargı bağımsızlığının üstünde en Küçük bir gölge bile kalmamalı. söz konusu gün dünya konjonktüründe beliren yeni ekonomik fırsatlardan yararlanabilmek için demokrasinin güçlendirilmesi gerekir. Bundan 23 Sene Evvel yayımladığımız Demokratikleşme Perspektifleri raporumuzda söylediğimiz gibi demokrasi konusu, TÜSİAD için de, Türkiye için de, konjonktürel değil ilkesel bir konudur.”

Zenpara Youtube Kanalına Abone Olun.

____________________________________________________________

Söz konusu içerik birtakım alıntılar içermektedir. Eğer içerikle ilgili herhangi bir telif veya imtiyaz talebiniz bulunuyorsa sayfa altında bulunan yorum bölümünden veya iletişim sayfasındaki araçlar ile iletişime geçebilirsiniz.

Zenpara – Borsa ve Pay senetleri Konularında Güvenilir Kaynak.

Zenpara.com hiçbir yatırım tavsiyesi sunmaz, kişileri maddi ve manevi konularda yönlendirmez, yalnızca Genel bilgi verir.

Zenpara, saygı ve sevgilerimizle.

Zenpara hakkında 1642 makale
Zenpara Araştırma Grubu, ekonomi, finans ve birçok parasal konuda istatistikleri değerlendirerek analizler gerçekleştirir ve bunları yazıya dökerek paylaşır. Para ile ilgili birçok konu araştırma konusu olabilir. Zenpara.com ekibi yalnızca bilgilendirme amacıyla içerik üretir, yatırım tavsiyesi vermez.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*