Meral Akşener Canlı yayında açıklıyor

Bugünün Mühim haberleri konusunda Meral Akşener Canlı yayında açıklıyor başlıklı yazımızı aşağıda bulabilirsiniz.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, TBMM’ye verilen aranın bitmesinin ardından gerçekleşen ilk grup toplantısında konuşuyor.

Meral Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde;

Aziz milletim, Kıymetli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları;

Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Grup toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Aziz milletim;

Türkiye, vatandaşlarının refah içerisinde yaşatmaya muktedir bir ülkedir.

Parası vardır, kaynakları vardır.

İktidardan beklentimiz, ülkenin kaynaklarını, vatandaşımızın sağlığı, huzuru ve refahı için kullanmasıdır.

Biliyorsunuz Sayın Erdoğan,

Halk Bankası tarafından kullandırılan kredilerde, yılın ilk 6 ayında yapılması gereken ödemelerin öteleneceğini duyurdu.

Aylardır ısrarla takip ettiğimiz, esnafımızın şikayetçi olduğu bu konuda, atılan adımı, doğru buluyoruz.

Bu adım doğru olmasına doğru, Lakin maalesef yetersiz.

Geçtiğimiz 14 Aralık’ta bir basın açıklaması yapmış ve iktidardan, esnaf ve sanatkarlarımızın desteklenmesi için, bir Sıra talepte bulunmuştuk.

Demiştik ki; “Mart 2020’den sonra alınan kredilerin, Art ödeme süreleri bir Sene uzatılsın, bu nedenle doğacak faizi de Hazine karşılasın.”

Bu talebimizde ısrarlıyız.

“KREDİ BORÇLARI ERTELENDİĞİNE GÖRE ERDOĞAN PİYASA ŞARTLARINI BİLİYOR”

Biz diyoruz ki; Ötelenecek krediler Halk Bankası ile sınırlandırılmasın. Erteleme süresi 6 ay yerine, 1 Sene olsun. Ayrıca ötelemeden kaynaklanacak faiz yükü, bankalarla yapılacak bir anlaşma çerçevesinde, Hazine tarafından karşılansın.

Yalnız burada, dikkatinizi çekmek istediğim ilginç bir Durum var.

Esnafımızın kredi borçlarını erteleme kararı aldığına göre, Sayın Erdoğan, piyasa şartlarını biliyor olmalı, değil mi?

Ancak nedense, bu karara Karşın, çıktı dedi ki;

“Bazı dostlar diyorlar ki, dükkanlar kapanıyor, şirketler kapanıyor.

Kapanan falan yok, her şey ortada.”

Aynen böyle dedi…

“İŞLER YOLUNDAYSA KREDİ TAKSİTLERİNİ Neden ERTELİYORSUN?”

E, ben de şimdi Doğal olarak, kendisine sormak istiyorum:

Eğer işler yolundaysa, ve her şey de ortadaysa, kredi taksitlerini Neden öteliyorsun?

Yok eğer esnaf zordaysa, ve ödemelerini öteliyorsan, o halde nasıl oluyor da, işler tıkırında diyorsun?

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu Sayın Erdoğan?

Dava arkadaşlarım;

2020 yılında, 40 binin üzerinde gerçek Kişi işletmesi ve şirket kapandı.

Kaldı ki, resmi kapanma işlemi Vakit aldığı için, fiilen kapanan işletme sayısı, maalesef bunun Çok üzerinde.

Ayrıca, kriz dönemlerinde kurulan şirket sayısının artması, kimseyi yanıltmasın.

Böyle dönemlerde, borçlarını ödeyemediği için, birçok firmanın kredibilitesi bozulur.

O nedenle firmalar, iş yapabilmek ve bazı yükümlülüklerden kaçınmak için, çareyi yeni şirket kurmakta bulurlar.

Sayın Erdoğan’a şiddetle tavsiye ediyorum; Tespitlerini sağlam analizlere dayandır. Danışmanlarının kulağına üfledikleriyle, milletimizin huzuruna çıkıp, yalan yanlış konuşma.

Veriler ortadayken, “Kapanan işletme yok.” demek en hafif tabiriyle ciddiyetsizliktir.

Çaresizlikten kurulan şirketlere bakıp, “İşler tıkırında.” demekse, düpedüz cehalettir.

Dahası var. Eylül sonu itibarıyla, istihdamımız 896 bin Kişi azaldı. Geniş tanımlı işsizlik ise, 10 milyon 600 bin kişiye ulaştı.

Sayın Erdoğan;

Madem bu kadar iş imkânı var,

Madem yeni yeni şirketler kuruluyor,

Madem Ekonomi şaha kalktı gidiyor,

E o Vakit, Neden istihdam Devamlı azalıyor?

Sen git danışmanlarına asıl bunu sor.

Sayın Erdoğan;

Bu ucube sistem sana yaramadı.

Bunu kabul et artık.

Servet kovalayan saray danışmalarının elinde oyuncak oldun.

Kürsüden söylediklerinle, yaptıkların, birbirini tutmaz hale geldi.

Senin keyfin yerinde olabilir, Lakin bu sırada olan milletimize oluyor.

Gittiğin yol, yol değil.

Gel, şu saray hayatından bir sıyrıl, milletin arasına karış.

Bir bak bakalım, memlekette neler oluyor.

Bir gör bakalım, vatandaş ne çekiyor.

Kepenk kapatan dükkanlar, iflas eden firmalar, artık Türkiye’nin acı bir gerçeği.

“ESKİDEN KUYUMCUYA YATIRIM İÇİN GİDİLİRDİ, ŞİMDİ FATURA ÖDEYEBİLMEK İÇİN ALYNAS BOZDURMAYA GİDİLİYOR”

Sen, “söz konusu gün 1 lira 35 kuruşluk satış yaptım.” diyen, esnaf kardeşimin dükkanı açık mı sanıyorsun?

Saray duvarlarından milletimizin sesini duymuyorsun, onu anladık.

Lakin hiç olmazsa bize kulak ver.

Bak bir kasap kardeşim diyor ki;

“Günlük 100-150 kilo tavuk satıyorduk, 20 kiloya kadar düştü.

Borç içinde yaşıyoruz.”

15 Temmuz’da, kahramanlık destanı yazan Kahramankazan’da, bir giyim mağazasına girdim.

Dükkan sahibi kardeşim diyor ki;

“Isıtmayı bile karşılayamıyoruz, dükkan buz gibi.

Saat 1 oldu, hala siftah yok.

5 aydır kira ödeyemiyorum. Dayanacak Güç kalmadı.”

İstanbul Kartal’da bir kuyumcu kardeşim diyor ki;

“80 yaşında bir teyzemiz geldi, eşinden kalan yüzüğü bozdurdu.”

Eskiden vatandaş kuyumcuya yatırım için giderdi.

Şimdilerde, fatura ödeyebilmek için, alyans bozdurmaya gidiyor.

Bakın bilezik demiyorum, yuvasının nişanesi alyansını bozduruyor, alyansını.

Bak, İstanbul’daki bir tuhafiyeci kardeşim ne diyor;

“Benim işim iyi ya da kötü ne Ayrım eder?

Taraf dükkânın sahibi arkadaşım dayanamadı, kapattı.”

“SADECE ESNAF KEPENK DEĞİL, VATANDAŞ EVDE KOMBİ KAPATIYOR”

Sayın Erdoğan;

Ben sana daha en başından, sarayın sakıncalarını söyledim.

“Saray insanı milletinden koparır, gerçeklerden koparır, başka bir sanal evrene hapseder.” dedim.

Sense gittin, sarayın üstüne bir de ucube sistem kondurdun.

Haksız mıymışım?

Dün “Milletin adamıyım” diyerek gezerken,

söz konusu gün o saray yüzünden, firmalar ardı ardına kapanırken, “İşler tıkırında” deyip, “vatandaşa keyif çayı fırlatan adam” oldun Sayın Erdoğan!

Sen Düş aleminde yaşarken,

Ben, çarşıda, pazarda, esnafımızı dinliyorum.

Sen sarayında sefa sürerken, Ben işsiz gençlerimizi dinliyorum.

Seni uyaran dostların az bile söylemiş.

Sadece esnaf kepengini değil, vatandaş evde kombisini kapatıyor Sayın Erdoğan!

Sen ne kadar uğraşırsan İş, artık mızrak çuvala sığmıyor.

Sizin masallarınız hafif,

Milletin gerçeği ise artık Çok ağır Sayın Erdoğan.

Aziz milletim;

Türkiye’nin, aslında 83 milyon vatandaşını doyuracak,

Bu vatanın her bir evladını, refah içinde yaşatacak gücü de var, imkanları da var.

Lakin bakın o imkanlar nereye gidiyor, size tek bir Misal vereyim.

Ne oldu biliyor musunuz?

Geçen hafta, kurumlar vergisindeki sıralama açıklandı.

Hani Dünya Bankası verilerine göre, Nihayet 18 yılda,

49 milyar dolarlık, yani 344 milyar liralık Halk ihalesi alarak, dünyada birinci olan bir inşaat şirketi vardı ya…

İşte o şirket, vergi sıralamasında Nihayet sırada yer aldı.

İşe bakar mısınız?…

Daha bitmedi.

Nihayet 18 yılda, 42,1 milyar dolarlık Halk ihalesi alan, “maden arayacağım” diye, doğayı talan eden bir başka müteahhitse, aynı vergi sıralamasında 81’inci sırada.

Tekrar Nihayet 18 yılda, 36,6 milyar dolarlık Halk ihalesi alan bir başkası da, 92’inci sırada.

İşte size yandaş ekonomisinin, Türkiye’yi getirdiği Nihayet nokta.

Sayın Erdoğan’ın, milletin varını yoğunu ceplerine doldurduğu o beş müteahhit, yüzlerce milyarlık ihaleleri indirirken, ihale şampiyonu, Lakin iş vergiye geldi mi, Ara ki bulasın…

Yahu, hiç mi Tanrı’tan korkmuyorsunuz?

Hiç mi kuldan utanmıyorsunuz?

Hiç mi yüzünüz kızarmıyor?

Yazıklar olsun.

Aziz milletim;

Kartal’daki kuyumcu kardeşimin yaşadıklarının sebebi, işte bu utanmazlıktır!

Kahramankazanlı esnaf kardeşimin, buz gibi dükkanda sinek avlamasının sebebi, işte bu yüzsüzlüktür.

Bayrampaşa’daki esnaf kardeşimin, komşusu dükkanı kapattı diye dertlenmesinin sebebi, işte bu açgözlülüktür.

Bize reva görülen bu zorlukları, bu sıkıntıları çekmek zorunda değiliz.

Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu yok.

Bütün olanlara Karşın, kimse umudunu yitirmesin.

Kimse Kaygı etmesin.

Her Vakit söylüyorum;

Türkiye potansiyeli olan bir ülkedir.

Türkiye kaynakları olan bir ülkedir.

Türkiye Varlıklı, Kuvvetli ve mutlu olmak için, ihtiyacı olan her şeye sahip olan bir ülkedir.

Yeter ki, milletin hazinesi, eşe dosta yandaşa değil, milletimize aksın.

Yeter ki, “Evvel Millet, Evvel memleket” diyen bir zihniyet başa gelsin.

Sayın Erdoğan ve Ak Parti zihniyeti bunu yapamaz.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi, milletimizi hak ettiği zenginliğe taşıyamaz.

Lakin biz yaparız.

Nitekim Tanrı’ın izniyle, ilk sandıkta milletimiz yetkiyi verecek,

Biz geleceğiz, biz yapacağız!

Biz geleceğiz, milletimiz yeniden iktidar olacak.

İşte milletimiz, bu gerçeği gördüğü için, sokaklarda yolumuzu kesip bizimle dertleşiyor.

İşte milletimiz, bu gerçeği gördüğü için, İYİ Parti her geçen gün büyüyor.

İşte bu gerçeği gördüğü için artık Millet, Bizi Çağırıyor!

“HDP BİNASINDA APO POSTERİ ÇIKINCA ŞAŞIRIYORLAR, SEÇİM ZAMANI MEKTUBUNU OKUTUYORLAR”

Aziz milletim, Kıymetli milletvekilleri;

Memleketin dört bir yanında, işyerlerinde, mutfaklarda, hanelerde yangın var.

Bunun yanında, bir de yüreğimizdeki yangın var.

Üç kuruş Çıkar uğruna,

kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar uğruna, kardeşini yüzüstü bırakan, vicdansız bir iktidarla karşı karşıyayız.

Görüyoruz ki;

Çin Merkez Komitesi Türkiye Komiseri, namı Başka “Kısmen İktidar”, Sayın Cinping Perinçek,

“Müslümanım” diye diye gezen Sayın Erdoğan’ı da,

“Türk Milliyetçisiyim” diye diye gezen Sayın Bahçeli’yi de, nasıl olduysa Esir almış.

Çin’in, Türkistan’da, Uygur kardeşlerimize uyguladığı zulme,

Avrupa’dan, Amerika’dan ses geliyor, Lakin Ankara’dan hala çıt çıkmıyor.

Bu Cumhur ittifakı gerçekten bir Acayip…

HDP binasında, Apo posteri bulunca şaşırıyorlar Lakin,

Seçim zamanı mektubunu okutmaya gelince, dert etmiyorlar.

Yana yakıla, “HDP kapatılsın.” diyorlar Lakin,

Bunun için en Küçük bir adım bile atmıyorlar.

Nitekim bunlara sorarsan,

En büyük Türk, en has Müslüman kendileridir Lakin,

“Müslüman Türküm” dediği için, zulüm gören kardeşlerimizi duymuyor, iki Söz edemiyorlar.

Böyle cıvıklık, böyle ciddiyetsizlik olmaz.

Böyle devlet yönetilmez.

Yazıklar olsun.

Ayrıca ortada bir de, Çin’le 2017 yılında yapılmış bir, “Suçluların İadesi Anlaşması” var.

Bunu, Dışişleri Komisyonu gündemine almaya cesaret edebilecekler mi Çok merak ediyorum.

Buradan ilan ediyorum;

Bunu yapacak Kişi, kardeşlerimizin mezalimine imza atacak kişidir.

Ve bunu bir utanç nişanı olarak, Hayat boyu taşıyacaktır.

Kıymetli milletvekilleri;

İşte tam da bu nedenle, bu hafta kürsümüzün Çok Hususi bir konuğu var.

Kendisi, “Hak’tan ayrılmayan Türkler, Tanrı tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi.” diyen, büyük alim, Kaşgarlı Mahmud’un diyarından geliyor.

Doğu Türkistan’ın evladı, Kaşgarlı Nursimangül Abdurraşid kardeşimiz aramızda.

Kürsüyü ona, sözü de, atalar diyarı Doğu Türkistan’a bırakıyorum.

Buyur güzel kızım.

Söz senindir.

Tanrı, seni sevdiklerine, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi de huzura kavuştursun inşallah.

“İKTİDAR SUSSA DA BİZ SUSMAYACAĞIZ”

Esir iken Kırım, Kerkük, Türkistan,

Bana zindan olur Maraş, Elbistan.

İbni Sîna, Dedem Korkut, Alparslan,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

Dava arkadaşlarım;

İktidar ve ortakları sussa da, biz susmayacağız.

“Müslüman Türküm” diye haykıran kardeşlerimizi, yalnız bırakmayacağız.

Her gün, her yerde, her fırsatta, duyana duymayana, Doğu Türkistan’daki insanlık dramını anlatacağız.

Kıymetli milletvekilleri; Pandemi sonrasına hazırlanan Dünya, yeni bir döneme giriyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişmeler, Rusya’daki gelişmeler, Çin’in dünya pazarında artan gücü, ve enerji alanında sürdürdüğü Ekonomi-politiğiyle, dünya karmaşık bir döneme girerken, Türkiye’nin de hazırlıklı olması kritik öneme sahip.

“ERDOĞAN’IN DIŞ POLİTİKASI TÜRKİYE’Yİ EKONOMİK COĞRAFYASINDAN UZAKLAŞTIRIYOR”

Devlet başkanlarıyla, üç gün sonra bozulan sığ dostlukların değil,

Arkadaş ülkelerin sayısını artırmanın peşinde olmalıyız.

Bu bizi hem diplomatik açıdan güçlendirir, hem de dış ticarette, yeni imkanlar yaratır, yeni kapılar açar.

İYİ Parti olarak biz; “Türkiye her alanda, stratejisinin merkezine kalkınmayı koymalıdır.” diyoruz.

Çünkü kalkınma demek, üretim demektir, istihdam demektir.

Çünkü kalkınma demek, insanımızın Varlıklı, hanelerimizin mutlu, gençlerimizin umutlu olması demektir.

O nedenle biz, “Dış Politika, iç siyasete meze yapılmak yerine, kalkınmaya hizmet etmelidir.” diyoruz.

Ancak maalesef, Türkiye’nin dış politikada, Sayın Erdoğan liderliğinde yaşadığı savrulmanın Menfi etkisini, dış ticaretimizde de görüyoruz.

Sayın Erdoğan’ın dış politikası, Türkiye’yi ekonomik coğrafyasından uzaklaştırıp, buradaki fırsatlardan mahrum bırakıyor.

Kendi bölgesindeki fırsatları değerlendiremeyip, oluşan riskleri yönetemeyen bir ülkenin,

Ne kendi bölgesinde, ne de küresel ölçekte söz sahibi olması, mümkün olamaz.

Dünya değişiyor, dünya ile Birlikte dış ticaret de değişiyor.

Endüstri 4.0 ile Birlikte, gelişmekte olan ülkelerin, ücretleri baskılayarak ve çevre koşullarını ihmal ederek, gelişmiş ülkelerle rekabet etme şansı, artık ortadan kalkıyor.

Bu Durum, her gün yeni bir çevre katliamına uyandığımız,

Her geçen gün, ekonomik zorlukları, milletçe daha derinden hissettiğimiz, ülkemiz için de geçerli.

O nedenle, bir an Evvel Hususi sektörümüzün teknolojik dönüşümünü gerçekleştirmemiz, ve insana yakışan işleri sağlayan bir Endüstri politikasını, dış ticaret politikasıyla birleştiren bir kurumsal çerçeve oluşturmamız gerekiyor.

Japonya başta olmak üzere, Asya kaplanlarının, yüksek dış ticaret performanslarının arkasındaki, en Mühim nedenlerden biri, işte bu kurumsal çerçevedir.

Lakin maalesef, Türkiye’nin ihracat performansına ve Endüstri politikalarına baktığımızda, tam tersi bir Durum göze çarpıyor.

Pandemi başlamadan Evvel, patinaj yapan ihracatımızın, değil, Sayın Erdoğan’ın 2023 hedefi olan 500 milyar dolara, bunun yarısına bile ulaşması mümkün değil.

Harvard Üniversitesi Büyüme Laboratuvarı’nın, Ekonomik Yetkinlik endeksinde, Türkiye maalesef 40. sırada yer alıyor.

Dünya Ekonomi Forumu’nun, Teknolojiye Hazırlık raporunda ise, Türkiye, teknoloji ve inovasyon alanında 54, küresel ticaret ve yatırım alanında 57, ekonomiye yön veren kurumların etkinliğinin ölçüldüğü, kurumsal çerçeve alanında 64, beşeri Kapital alanında ise 72’inci sırada yer alıyor.

İşte size, bu kürsüden hep bahsettiğim kurumsal erozyonun, inovasyon ekosisteminin bozulmasının, eğitim politikalarının, çağın gerekliliklerine uygun bir şekilde tasarlanmamasının, acı sonucu:

Sayın Erdoğan ve yanına doldurduğu beceriksizler ordusu marifetiyle, küresel rekabetçilik alanında geriye giden bir Türkiye…

Dava arkadaşlarım;

İYİ Parti olarak iktidara geldiğimizde ilk iş;

Türkiye’nin dış ticaret politikasının ve Endüstri politikasının, birbirini destekleyecek şekilde tasarlanıp, uygulanacağı bir kurumsal çerçeveyi oluşturacağız.

Çünkü bizim hedefimiz, şirketlerimizin rekabetçiliğini arttıracak politikaları uygulayarak, onları, Varlıklı ülkelerin pazarlarında, gelişmiş ülkelerle rekabet edecek bir yapıya kavuşturmaktır.

Uluslararası ticaretin Esas kuralıdır: Varlıklı ülkelerle rekabet edersen, onların gelir seviyesine yükselirsin.

Fukara ülkelerle rekabet edersen, onların gelir seviyesine düşersin.

O nedenle, bizim nihai hedefimiz, Türkiye’nin sanayicisini, Türkiye’nin ihracatçısını, en Varlıklı ülkelerin pazarlarında, rekabetçi hale getirmektir. Çünkü sanayicimiz kazanırsa, Türkiye kazanır. Çünkü ihracatçımız kazanırsa, Türkiye kazanır.

Sayın Erdoğan’ın dar vizyonu,

Türkiye’ye, Bangladeş’le rekabet etmeyi layık görüyor olabilir.

Biz, Türkiye’nin potansiyelini görüyoruz, milletimize inanıyoruz.

O nedenle, İYİ Parti iktidarında biz,

Türkiye’yi Evvel Polonya’yla, sonra Almanya’yla rekabet eder hale getireceğiz!

Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Kıymetli milletvekilleri;

Dünyadaki iktisadi ve ticari dengeleri değiştiren, bir başka gelişme de, bölgesel ticaret anlaşmaları.

Geçtiğimiz yılın sonunda, Asya ve Pasifik ülkeleri, dünyanın en büyük bölgesel ticaret anlaşmasını imzaladılar.

ABD’nin yeni hükümeti de, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nı, Avrupa Birliği’yle yeniden görüşmeye sıcak bakıyor.

Bu ne demek? Bu, bütün dünyada ticaret, bölgeselleşiyor demek.

Bu gelişmeleri doğru değerlendirmezsek, bu bölgelerin kesişim noktasında, Çok büyük bir avantaja sahip olan Türkiye, Mühim risklerle karşı karşıya kalır.

“KATAR’LA YAPILAN SWAP ANLAŞMASININ ŞARTLARINI Hemen AÇIKLAYIN”

Buradan iktidara çağrıda bulunmak istiyorum; bu yeni gelişmeleri dikkate alarak, Var bölgesel ticaret anlaşmalarını, Türkiye’nin dış ticaret imkanlarını, daha da genişletecek şekilde revize edin.

Yeni ticaret anlaşmaları için zemin arayın. Biz, İYİ Parti olarak, Türkiye’nin çıkarına olduğu sürece, Bütün ülkelerle yapılacak, ticaret ve yatırım anlaşmalarını destekleriz.

Tek şartımız var: O da, başka ülkelerle geliştirilen ikili ilişkilerin, şeffaflık kriterleri içerisinde yapılması.

Çünkü bizim anlayışımıza göre, kişisel çıkarlar, memleketin menfaatlerine tercih edilemez.

söz konusu gün Çin, Katar gibi ülkelerle yapılan, ticaret ve yatırım anlaşmalarının içeriği belli değil.

Ne çıkar sağladığımız belli değil.

Birçok soru işareti ortada duruyor.

2020 ihracatımız sadece 1 milyar dolar olan,

20 yılda getirdiği, toplam doğrudan yatırım, sadece 2 buçuk milyar dolar olan Katar’la,

15 milyar dolarlık swap anlaşması yapmak, normal değil.

Bu anlaşmanın şartlarını Hemen şeffaf bir biçimde açıklayın.

Aziz milletim;

Dış ticaret kadar Mühim olan bir başka konumuz da, yabancı yatırımlardır.

Lakin söz konusu gün Türkiye, maalesef tasarruf açığı problemiyle karşı karşıya.

Yurtiçindeki tasarruflarımız sınırlı olduğu için, öz kaynaklarımızla istediğimiz yatırımları yapamıyoruz.

Nihayet dönemde bozulan bütçe dengesi de, Ülkemizin kaynaklarının, Hususi sektör yatırımları yerine, Halk açıklarının finansmanına gitmesine yol açıyor.

Türkiye, uzun bir aradan sonra, Tekrar ikiz açıkla mücadele etmek zorunda.

İşte tam da bu nedenle, doğrudan yabancı yatırımlar, ülkemiz için Çok Mühim.

Bunun da ötesinde, doğrudan yabancı yatırımların, yeni teknolojileri ülkemize getirmek ve Taraf sanayimizi güçlendirmek gibi, Çok Mühim bir işlevi daha var.

söz konusu gün gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler arasındaki verimlilik farkının, yüzde 80’i, yeni teknolojilere Ahenk sağlayamamaktan kaynaklanıyor.

Yani Türkiye’nin, gelişmiş ülkelerle arasındaki verimlilik farkını kapatması için de, doğrudan yabancı yatırımlara ihtiyacı var.

Ne var ki; iktidarın doğrudan yabancı yatırım performansı, izlenen yanlış politikaların Doğal bir sonucu olarak, Devamlı geriye gidiyor.

Mesele; 2007 yılında, 19 milyar doların üzerinde olan doğrudan yabancı yatırımlar, pandemi öncesinde, 2019 yılında 6 milyar doların altına geriledi.

Oysa başta Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere, gelişmekte olan ülkeler, artan oranlarda yabancı yatırım çekmeye devam ediyorlar.

Sözde faiz düşmanı Sayın Erdoğan ve yıldızlar karması ekibinin, yanlış politikaları sonucunda oluşan yüksek faiz ortamı,

Türkiye’yi bir sıcak para cenneti haline getirdi.

“BU SİSTEMLE TÜRKİYE KAYBETMEYE MAHKUM”

Dava arkadaşlarım;

Bizim doğrudan yabancı yatırımlar konusundaki tavrımız Çok net.

Çevreyi kirletmediği, Türk şirketlerinin, değerinin altında el değiştirmediği, Madenlerimiz gibi Diyar zenginliklerimizin yurtdışına çıkmadığı, Gayrimenkul alarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaya imkan sağlamadığı sürece, İYİ Parti olarak doğrudan yabancı yatırımları destekleyecek her adımı destekleriz.

Ancak, Bütün bunların yapılabilmesi için kalkınma odaklı, akılcı ve sağduyulu bir dış Politika anlayışı gerekir.

Sayın Erdoğan’ın iktidar hırsının ürünü olan bu ucube sistemle, Türkiye, ne dünyada hak ettiği itibarlı konuma ulaşabilir, ne de ekonomik coğrafyasına hakim olabilir.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yle, ne doğrudan yabancı yatırım olur, ne de iktidarın memleketi düşürdüğü, ikiz açık sarmalından çıkış olur.

Bu sistemle Türkiye, kazanan olmaz, kaybetmeye mahkum olur.

 

Ayrıntılar geliyor…

Zenpara Youtube Kanalına Abone Olun.

____________________________________________________________

Söz konusu içerik birtakım alıntılar içermektedir. Eğer içerikle ilgili herhangi bir telif veya imtiyaz talebiniz bulunuyorsa sayfa altında bulunan yorum bölümünden veya iletişim sayfasındaki araçlar ile iletişime geçebilirsiniz.

Zenpara – Para ve Forex Konularında Güvenilir Kaynak.

Zenpara.com hiçbir yatırım tavsiyesi sunmaz, kişileri maddi ve manevi konularda yönlendirmez, yalnızca Genel bilgi verir.

Zenpara, saygı ve sevgilerimizle.

Zenpara hakkında 1875 makale
Zenpara Araştırma Grubu, ekonomi, finans ve birçok parasal konuda istatistikleri değerlendirerek analizler gerçekleştirir ve bunları yazıya dökerek paylaşır. Para ile ilgili birçok konu araştırma konusu olabilir. Zenpara.com ekibi yalnızca bilgilendirme amacıyla içerik üretir, yatırım tavsiyesi vermez.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*