Erol Taşdelen: Dolarizasyon – Siyasal Değişimi hızlandıran gerekçe

Nihayet haftalardaki değişimi okuyabilmek için, bunun altında yatan en Mühim nedenlerden birinin "Dolarizasyon" olduğunu bilmek gerekiyor. "Güven" ortamının ortadan kalkması Döviz kurlarındaki artışa Karşın vatandaşlar '; Dövizin bozulmasından ziyade paranın artırılması eğilimi bazı siyasi değişiklikleri hızlandırdı.

Ekim 2020, Türk Lirası Kıymet kaybının yeni başlangıç ​​ayı oldu. Merkez Bankası – Para Politikası Kurulu'nun 22 Ekim tarihli toplantısında, Politika faizinin piyasanın beklentileri doğrultusunda yükselmemesi, TL'nin Başka para birimleri karşısında Kıymet kaybetmesi yeni bir döneme Neden oldu.

2020: Denize düşen parayı kucaklayın

2020'de TL'nin Kıymet kaybettiğini gören vatandaşlar, Döviz ve Altını paralarının değerini korumak için güvenli bir liman olarak gördüler. Altın fiyatının uluslararası arenada Kıymet kazanması ve döviz kurlarındaki artış da eklendiğinde Altın ve Döviz'i tercih edenler kazançlı çıktı. Bunun sadece sıradan sokak vatandaşlarının değil, para baronlarının da tercihi olduğunu tahmin etmek Güç değil. 2020 yazında Halk Bankaları tarafından dağıtılan kredilerin Mühim bir kısmının Döviz, Altın ve Borsaya gittiğini tahmin etmek Güç değil. Yoksa 400 bini aşkın Borsada yeni yatırımcıları nasıl duyuracağız?

TL Kıymet kaybettikçe vatandaşlar dövize yapışıyor

Kasım 2020 başında 8,60 TL, 10,20 TL görülmesine Karşın, Vatandaş dövizden ayrıldı ve tersi daha Çok satın almayı tercih etti . 2014 yılı sonunda Gerçek Kişi Mevduatının% 37,2'si döviz bankalarında bulunurken; 2019 yılı sonunda YP mevduatlar% 52,9'a yükseldi. Vatandaşlığa geçiş o kadar arttı ki 2020'nin ilk 10 ayında% 60,3'e ulaştı.% 60 dolarizasyon oranı Ağırbaşlı tehlike çanlarının çaldığı nokta olarak okunmalıdır.

Çünkü piyasanın dolarizasyonunun Bankalar, Firmalar, Vatandaşlar, Halk Maliyesinden herkesi Menfi etkilemesi. Halk Garantili Yatırım ihalelerinin (Havaalanları, Yollar, Köprüler, Kent Hastaneleri … vb.) Döviz olarak Halk üzerindeki yükü bile Halk yatırım maliyetlerini Mühim ölçüde artıran bir Öğe olarak öne çıkıyor. Unutmayalım ki endüstriyel girdimizin% 70'e varan kısmı ithal ediliyor. Piyasanın Dolarizasyon hesabında vatandaşın kasalara kaldırdığı yastığın altına yaptığı para yok. Bunları da hesaplamaya çalışırsak Durum daha Ağırbaşlı hale gelir.

Vatandaş Neden dövizde ve altında ısrar ediyor?

Gerçek Kişiler, yani vatandaşların Neden dövize döndüğünü tahmin etmek Güç değil. Öncelikle bir Güven ortamı olmamalı, daha doğrusu vatandaşın geleceğini görebilecek bir ekonomik pazar ortamı hazırlanmalıdır. Vatandaş geleceği göremediği için artan belirsizlikler, “Ati Kaygısı” ve “Parasının değerini koruma içgüdüsü” birbirini destekliyor. Firmalar geleceği göremedikleri için yatırım yapmazlar veya yatırımları ertelemezler. Tüccar, finansmanı nakde çevirmeye başlar ve stoktaki malları satın almaz. Halk arasında harcama eğilimi yerine tasarruf artıyor. Netice, yatırımlarda yavaşlama, işsizlikte artış ve Para döngüsünün kırılmasıdır. Zamanla yapılan hatalar topu küçültmez, aynı zamanda daha karmaşık hale getirir.

Çözüm ne olmalı?

Geçerli dönem Normal Zamanlar değil. Zaten kimse bunu inkar etmiyor. Uluslararası konjonktür "Para Genişlemesi" nin yanı sıra, bu para biriminden pay alamadığımız ve Memleket rezervlerinde her geçen gün eriyen yabancı kaynağın da buna eklenmesi, işin dayanılmaz hale gelmesi. Derecelendirme Firmalarının "düşen notlarımıza kızması" bize hiçbir şey getirmiyor. Bilmemiz gereken en Mühim nokta, bu raporların doğrudan bizim için değil, bize borç veren Kapital güçleri için hazırlanmış olmasıdır. Uluslararası arenada bir Para Açılımı varken ve 20 Trilyon USD negatif faizle dünyada dolaşırken, bu paradan Neden pay alamadığımızın sebeplerini bulmamız ve çözmemiz gerekiyor.

O halde sorunları baştan çözmemiz ve Stratejimizi değiştirmemiz gerekiyor. Açıkçası, Anne stratejimizde Ağırbaşlı hatalarımız var. Birinci olarak; Küresel Piyasalar ile entegre olmaya devam edip etmeyeceğimize yoksa içe kapanmaya mı devam edeceğimize karar vermeliyiz. Nihayet yıllarda uyguladığımız Ulusal Stratejimiz bizi dünyada tecrit etti, belli ki bir yerlerde hatalar yapıyoruz. Şu anda Yabancı Yatırımcılar Türkiye'ye kaynak transferinin Çok iyimser olmasını bekliyorlar. S-400 gerginliği, Suriye, Irak, Akdeniz, göçmen sorunu, Pandemi ve Azerbaycan süreci acımasız hale geldi. Dolayısıyla Mesuliyet birinci derece siyasetçilere ait olmakla birlikte; Sadece Politikacıları suçlamak Basit olacaktır. Cari dönemde Askeri, Jeopolitik, Etnik, Çevre Stratejileri Devlet Ortak Aklı ile yönetilmelidir.

Açıkça görülüyor ki, evde pazara uymayan Çok Çok Öğe var. Karar vermeden tedavi yapmaya çalışmak veya doğru tespit edilmeden tedaviden Netice beklemek sorunları çözmeyecek, ancak daha büyük görünmesini sağlayacaktır. Aynı tedavilerden farklı sonuçlar beklemek sadece bunu zorlaştırır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Politika Bilimci, internet sitesi linki

Tarım Yatırım'dan Haftalık Taşınır Kıymet İstatistikleri

Faiz ne kadar yükselecek? Ekonomi nereye gidecek? | Atilla Yeşilada – Işık Ökte

Semih Sakallı -FÖŞ: 'Bizi Çok Güç bir kış bekliyor'

Ellen R. Wald: "Aşı Fantezi" ile petrol yükseldi, kalıcı olacak mı? [19659002]